Hakkında Where the Wild Things Are
Spike Jonze tarafından yönetilen ve Maurice Sendak'ın sevilen çocuk kitabından uyarlanan 'Where the Wild Things Are' (2009), sıradan bir çocuk macerasının ötesine geçen, derinlikli ve dokunaklı bir film. Max Records'un canlandırdığı Max, ailesiyle yaşadığı çatışmalar ve içindeki öfke duygusuyla baş etmeye çalışan yalnız bir çocuktur. Bir gece, kostümünü giyip evden kaçar ve hayal gücünün sınırlarında, 'vahşi şeylerin' yaşadığı gizemli bir adaya ulaşır.
Bu adada, Carol (James Gandolfini seslendirmesiyle), KW (Lauren Ambrose) ve diğerleri gibi devasa, tüylü yaratıklarla tanışır. Yaratıklar onu kral olarak kabul eder ve Max, onların karmaşık duygularına, kavgalarına ve aidiyet arayışlarına tanık olur. Film, çocukluk öfkesinin, korkularının ve sevgi ihtiyacının metaforik bir anlatımıdır. Görsel olarak büyüleyici olan film, pratik efektler ve kuklaların ustaca kullanımıyla benzersiz bir dünya yaratır.
'Where the Wild Things Are' izlenmesi gereken bir film çünkü sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap eden evrensel temaları işliyor. İçsel karmaşalarımızı, yalnızlığı ve bir yere ait olma arzusunu son derece samimi ve şiirsel bir dille anlatıyor. Karen O'nun hazırladığı müzikler filmin melankolik ve coşkulu ruhunu mükemmel tamamlıyor. Bu, görsel bir şölenin yanı sıra, izleyiciyi kendi 'vahşi şeyleriyle' yüzleşmeye davet eden unutulmaz bir sinema deneyimi.
Bu adada, Carol (James Gandolfini seslendirmesiyle), KW (Lauren Ambrose) ve diğerleri gibi devasa, tüylü yaratıklarla tanışır. Yaratıklar onu kral olarak kabul eder ve Max, onların karmaşık duygularına, kavgalarına ve aidiyet arayışlarına tanık olur. Film, çocukluk öfkesinin, korkularının ve sevgi ihtiyacının metaforik bir anlatımıdır. Görsel olarak büyüleyici olan film, pratik efektler ve kuklaların ustaca kullanımıyla benzersiz bir dünya yaratır.
'Where the Wild Things Are' izlenmesi gereken bir film çünkü sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap eden evrensel temaları işliyor. İçsel karmaşalarımızı, yalnızlığı ve bir yere ait olma arzusunu son derece samimi ve şiirsel bir dille anlatıyor. Karen O'nun hazırladığı müzikler filmin melankolik ve coşkulu ruhunu mükemmel tamamlıyor. Bu, görsel bir şölenin yanı sıra, izleyiciyi kendi 'vahşi şeyleriyle' yüzleşmeye davet eden unutulmaz bir sinema deneyimi.


















